İran İslam Devrimi

Şii din adamları sınıfı, Şah tarafından uygulanan modernleşme politikalarından derin bir rahatsızlık duymaktaydı…

Şah yönetimi, 1950’lerden itibaren ABD ile yakın ilişkiler kurmuş, İran’ı bölgede Türkiye ve İsrail ile birlikte en önemli Batı yanlısı ülkelerden bir tanesi haline getirmişti.

Şah yönetiminin en önemli özelliklerinden birisi de anti-demokratik baskıcı anlayışıydı. Bu baskı muhalefeti azaltacağına daha da güçlendiren bir etki yarattı.

ABD ve müttefiklerinden beklediği desteği alamayan Şah, ordunun da kendisine tavır alması üzerine 1979 Ocak’ta ailesiyle birlikte yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Humeyni, Paris’teki sürgünden geri döndü. Humeyni’yi milyonlarca İranlı karşıladı. İktidarı ele geçiren İslamcılar, diğer muhalif grupları hızla tasfiye etti.

Devrim sonucunda İran, İslami rejim çerçevesinde yeniden örgütlenirken dış politika da tamamen değişti. Batı’nın sadık müttefiki İran, bölgedeki en radikal ABD ve Batı karşıtı ülkelerden biri haline geldi. İran-ABD ilişkilerindeki bu değişim İkinci Soğuk Savaş’ın başlamasında da etkili oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir